Top Benim Kimseyi Oynatmıyorum
3 doğru pas % 90 goldür.
Hayata bir anlam, bir mana katmak adına, bizim icin değerli, kıymetli, bizi derinden etkileyen olgulara benzeten biz değilmiyiz? Elbette ki biziz.Mesela hayatta oyunun kontrolu elinizdeyken kocaman bir gol yiyebilceğinizi , ona gol atmak için çok kötü bir zeminde muhteşem bir baskı yakalayabilmişken yapılan atakların bazen sonuç vermediğini daha sonra maçın 90 dakika olduğunu düşünüp topun herseye ragmen yuvarlak olduğunu adaleti barındırmadığını bazen sonuç verdiğinde ise topa Allah ne verdiyse vurup naif ama çoşkulu bir şekilde "aha da taktım 90' a" deyip sevinci yaşamak için seyircilere koşmanın anlamının paha biçilemez olduğunu anımsatan maçın son dakikalarında galipken takım oyunu olduğunu anlatan bir benzetmedir diyebiliriz hayat için . Ya da başka bir açıdan bakıldığı zaman insanoğlunda bazen tutarsız ve saldırgan davranış teamulleri oluşturduğu anlarda kan ter içinde saatlerce kovaladığın futbol topunu, "skerim beaah" diyip çakma anının egonu tatmin etmeyip aslında kendine sorduğun bunun seni mutlu etti mi etmezdi mi sorusuna verdiğin "etmedi uolaaan ", cevabının sonrasında gelişen manyaklık psilolojisinin getirdiği , yine kovalayasın hallerinin sonucunda oluşan reflekslerin temelinde işin çığrından çıkmış olması , onu bi daha geçirdin mi eline kafa atacaksındır temizinden düşünceleriyle devam eden , anlık mutluluklar yaşayıp ömrünü sahalarda komik şortlarla gezinip heba edeceğin başka bir benzetme de olabiilir demek istediğim olgu.
Futbol sadece futbolmüdür ? Yoksa " futbolun futbolla ilgisi sadece 90 dakika mıdır? O 90 dakikayı canlı izlemek için para verirsiniz ; evinizde izlemek için ot-kök alır, para harcarsınız; reklamlarda futbolla ilgili öğeler kullanılır, ilginizi çeker, alışveriş yaparsınız; tvlerde futbol programları izler, reyting yoluyla para kazandırırsınız; sponsor kuruluşlar 'futbol'a destek verir, size markalarını ezberletir, para harcarsınız; devlet ağzınıza bir parça bal çalar, bahis oynatır, para harcarsınız..." gibi gelişen zincirleme olayları mıdır ? Ya da Türkiye'de standartların dışında ortaya konan bir mücadelenin başlığımıdır bu? Çünkü burada futbol önce bir oyun değil bir çekişmedir. Başka yerlerde "football game, joga bonito olan" şey Türkiye'de tarafların çekişmesi olabilir mi? Hatta bu çekişme bir savaşa bile döndüğü anlarda var mıdır? Simon Kuper'in football against the enemy'sinin, futbol asla sadece futbol değildir olarak çevrilmesi tam da en doğru halini bulmuş galiba.Başka biri de ; "Yıl 2005... Galatasaray'ın başında bulunan kulüp tarihinin en önemli 5 futbolcusundan Gheorghe Hagi, o dönem yönetimin başında bulunan Özhan Canaydın ve Ergun Gürsoy ikilisinin ayak oyunlarıyla (tribünler ve medya da kullanılarak) son derece onur kırıcı bir biçimde görevi bırakmaya zorlanıyor. Yıl 2010... Türkiye futbol tarihinin gelmiş geçmiş en sevilen 5 yabancısından biri olan "adamlık timsali" Harry Kewell sakatlandı diye gönderilmeye çalışılıyor."demesi Kuper'in söylemini destekliyor.Hayatında bir defa olsun; Galatasaray-Fenerbahçe, Glasgow Rangers-Glasgow Celtic, Liverpool-Everton, Real Madrid-Barcelona, Lazio-Roma, Boca Juniors-River Plate maçı izleyen herkesin doğruluğunu kabulleneceği kelimeler bütünün somut halide olabilir Kuper'in önermesi.Felsefe okumuş futbolcu repliği ikisinde de offside var olan , ikisinde de oyundan atilma olan, ikisinde hep sadece bi taraf sevinen ikisinde de en popüler olan şey top maddenin Futbol sadece futbol değildir tanımına uydurduğumuz cümlesi de diyebiliriz.(Haberturk tv spor spikeri Simge Fıstıkoğlu tarafından her bülten sonunda veda cümlesi olarak da soyleniyor)
Anlaşılan futbol ve hayat benziyor.İkisini kaynaştırsak kime ne..! Başta ve arada benzetmelerle başlamışken bir benzetme de kaynaştırmak üzerinden vereyim ; futbolu (hayatı) bir taktik ve mucadele ile saglam bir teknik adama (sen), sağlam kadroyu (çevren), sağlam oyun kurgusunu (koşullar), birleştirip rakibini tanıma ve sağlam takım anlayışı ile başarıya ulaşmak zor değil .Tabii ki her zaman amator ruh korunarak profesyonelce hareket edilerek " işte bizim yonetim anlayısımız da bu" deyip hayatla olan her toplantıyı futbol takımı tadında yaşamakla beraber maça başlarken hedeflerimizi şu tip söylemlerle ; "defansımız sağlam olmalı her zaman ama asıl ağırlığı hucuma vermeliyiz, rakip kalede golleri görebilmemiz icin. x sen santrforsun, havayı iyi koklayıp sağ ve sol bekten gelen pasları iyi değerlendireceksin. Y sen sağ açıksın, Z sen ise sol açıksın, iyi pas gol getirir unutma.Q ve W stopersiniz her zaman oldugu gibi. N sen de santrforsun, M libero olmayı hakettin artik göreyim seni, X ve N ile iletişiminizi kuvvetlendirin, M'nin ayağının kalktığı sırada ne yapacağını kavrayıp ona gore pozisyon alacaksiniz anlaşıldı mı? Orta saha... evet 4 4 2 ile çıkacağız , uyanık olun zorlu bir maç olacak "zenginlestirirsek kötü durmaz heralde .Yeri geldiği zaman kalede Mondragon , defansta Bülent Korkmaz orta saha da Gattuso , çiftli forvet de Zlatan gibi güçlü fantastik , Tanju Çolak gibi de fırsatçı olmak bize gol attırır sevindirir.Bu açıdan bakıldığı zaman pek mantıklı görünmesede en azından ciddi olan hayatın her anına yüklediğimiz bu rollerin bize keyif katacağı şüphesiz Hedef başarı eğrisi ortaya çıkartılırsa hayatı futbola benzetip, futbol tadında yaşayabilir insan, yeter ki neyi, nereye, nasil koyacagini bilsin...
Son olarak futbolun sadece futboldan ibaret olmadığı gerçeğinden yola çıkarak hayatı futbola; futbolda da 3 doğru pasın % 90 gol olacağından eminsek hadi yanıldık olmadı diyelim olmadıktan sonrada "kardeşim ya oynarım ya bozarım top benim değil mi kimseyi oynatmıyorum" demek tamamen sizin kontrolünüzde.Tekrar baştan başlamak zor da olsa...
7 Eylül 2010 Salı | Gönderen Bahtkazansın zaman: 03:43 0 yorum
Etiketler: Karalamar, Ordan Burdan Şurdan
Jose Mourinhou Real'in Almanları için
“Sosyal hayatları sıfır. Mesut Khedira ile Khedira Mesut ile yaşıyor. Takım genç, dost ve rahat olmasına rağmen henüz kaynaşamadılar. İngilizce bile konuşamıyorlar. İspanyolca’dan çok az daha iyi… Sabır. Onlara zaman vermemiz lazım.” demiş..


