Ruslara göre Türkiye'de yaşamanın nedenleri buyrun okuyun.
1) Duvarlarında küfürlü yazılar yok.
2) Yılın 340 günü güneşli.
3) Kış olmadığı için her sene kışlık elbise ve ayakkabı almaya gerek yok.
4) Dört yanı sıcak denizlerle çevrili.
5) Her zaman taze sebze ve meyve var.
6) Rusya'daki külüstür daireyi satıp Antalya'da 100 metrekarelik ev almak mümkün.
7) Asık yüzlü Rus turistler dışında, insanları güler yüzlü ve nazik.
8) İnsanı bezdiren evsizler, yoksullar ve çingeneler yok.
9) Çalılıklar arasından alkolikler ve uyuşturucu kullananlar çıkmıyor. Evlerin girişi temiz.
10) Uyuşturucu kullananlarla satanları hapse atıyorlar.
11) Komünistlerle faşistler elde bayrak dolaşmıyor.
12) Pencereden bakınca deniz ve dağlar görülüyor, elinde gamalı haç olan dazlak gençler değil.
13) Votka değil, lale ülkesi.
14) Kurallara uymayan sirenli Mercedesler yok.
15) Doğaüstü yetenekli olduğunu iddia edenler yok.
16) Nüfus sorununu Çinliler ve Özbeklerle çözmüyorlar.
17) Sarhoş sürücüleri hapse atıp ehliyetine el koyuyorlar.
18) Suç oranı her yıl iki kat artmıyor.
19) Üniversiteye evlenmek ya da askerden kaçmak için değil, topluma faydalı bir meslek edinmek için gidiyorlar.
20) Doktorlarla öğretmenlere saygı duyuyorlar.
21) Ekranda beş dakikada bir kepek şampuanı ve kanatlı kadın bağı reklamı yok.
22) Yol sorana küfür etmiyorlar.
23) Sözde emeklilik reformu yok.
24) Valiler ve belediye başkanları insanları öldürmüyor, rüşvet almıyor.
25) Kadınlar erkeklerden tembel ve ayyaş diye söz etmiyor.
26) Erkekler yukarıdaki sıfatları hak etmek için uğraşmıyor.
27) Vatandaşlar yasalar önünde eşit. Polis felsefe profesörünün cebindeki parayı almıyor.
28) Çocuklara yarı tanrı gibi davranıyorlar.
29) Seri katiller yok.
30) Nehirler mikrop yuvası değil.
31) Patika değil, gerçek yollar var.
32) Domuz yemiyorlar.
33) AIDS'li ve veremli sayısı Afrika'dakinden çok değil.
34) Sokakları güvenli, üç kuruş için adam kesmiyorlar.
35) Ticarette rakipler birbirlerini öldürtmüyor.
36) Hakkını aramak için haydutlara gitmek gerekmiyor.
37) En önemlisi, başka bir Tanrıya inansalar da Türkiye'de iman var.''
Bu tarz durumlarda ya dalga geçildiğini sanarız ya da metheden insanı yalancı ilan ederiz; aksi olmaz.
Çünkü nedense bizden bi b.k olmayacağına fazlasıyla inandırmışızdır kendimizi..
Artık kompleks mi desem, yabancı olan herşeye aşırı sevgi beslememizden dolayı mı desem bilemedim. Ama var böyle birşey ve bu haberi okuyunca aklıma ilk o geldi.
Haberde de dendiği gibi; büyük ihtimalle aslında kendi ülkesini eleştirme amacı güden bir Rus tarafından yazılmış gibi duruyor.
Bir çok neden, ''hadi canım!'' dedirtse de, bazıları Rusya ile Türkiye'yi karşılaştırdığınız zaman ''aaaa evet doğru!'' dedirtmiyor değil.
Bir kaçını mercek altına alalım mesela:
1) Duvarlarında küfürlü yazılar yok. (Şimdi bu doğru bak. Duvarlarımızda ''Nuri Alço'', ''Sebebimsin'', ''Seni çok seviyorum Ayşe'' ''Cansu & Ferhat'' türevi yazılar oluyor genelde! Şu güne kadar küfre rastlamadım)
2) Yılın 340 günü güneşli. (Küresel ısınma böyle devam ederse yılın 365 gün 6 saati güneşli olacak, söylüyorum burdan!)
4) Dört yanı sıcak denizlerle çevrili. (İşte bu yanlış.. 3 tarafı çevrili ama Ruslarda bırakın 3'ü sıcak denizin s'si olmadığı için adamlar Türkiye'ye tatile geldiklerinde sevinçten akıllarını kaybediyorlar galiba! Heryer deniz zannediyorlar gariplerim. Bırakın öyle bilsinler...)
8) İnsanı bezdiren evsizler, yoksullar ve çingeneler yok. (''Hadi canıııım!'' buna denir işte! Bariz abartma var komiser bey!)
10) Uyuşturucu kullananlarla satanları hapse atıyorlar. (Doğrusu da bu değil mi zaten? Rusya'da atmıyorlarsa vay o ülkenin haline o zaman..)
13) Votka değil, lale ülkesi. (aah ah.. Hollandalılar bizden önce sahiplendi laleyi ama demek ki ruslar bu tarihsel gerçeği biliyorlarmış.. Efferim! Yalnız ''Votka değil, rakı ülkesi'' deselermiş daha doğru olurmuş. Anlarsınız ya!)
15) Doğaüstü yetenekli olduğunu iddia edenler yok. (Ahahahaha işte ben buna gülüyorum ya! Neler neler var bizde bir bilseniz dudağınız uçuklar!)
16) Nüfus sorununu Çinliler ve Özbeklerle çözmüyorlar. (Coğrafi konumumuz ona müsait değil. Olsa onu da yapardık ama!)
19) Üniversiteye evlenmek ya da askerden kaçmak için değil, topluma faydalı bir meslek edinmek için gidiyorlar. (Yuh! Kuyruklu, hatta damperli yalan! Kaç kişi biliyorum sırf askerliği erteletmek için harıl harıl ÖSS'ye çalışan.. Bana bunlarla gelmeyin!)
25) Kadınlar erkeklerden tembel ve ayyaş diye söz etmiyor. (Evet, bizim erkeklerimiz -ayıptır söylemesi- azcık abazan! O konuda şikayetçiyiz biraz!)
32) Domuz yemiyorlar. (Aha bir doğru daha..)
34) Sokakları güvenli, üç kuruş için adam kesmiyorlar. (Pardon; siz Türkiye'den mi bahsediyorsunuz yoksa benim yaşadığım ülke Türkiye değil de ben mi bilmiyorum?! ''Sallama Ziyaa!''
İşin özü şu aslında:
Her ülkenin eksileri, artıları vardır ve o ülkenin vatandaşları hep olumsuzluklardan şikayet ederler. Düzeltmek için hiç bir şey yapmazlar ama; sadece şikayet ederler ve başka ülkelerin olumlu özellikleriyle kendi ülkelerinin olumsuz yanlarını karşılaştırır; oraya çıkan sonuç üzerine ''ne rezil bi ülkede yaşıyoruz aha bakın bakın!'' tadında yorumlar yaparlar..
Sözkonusu haber de buna en güzel örneklerden biri bence..
İnsanoğlu ilginç gerçekten.. Durmadan şikayet etmek ama çözüm için kılını bile kıpırdatmamak da yine O'na özgü ilginçliklerden biri; acı ama gerçek..
Bu arada 2010 yılının son saatlerinde yazdığım şu yazı aracılığıyla herkesin yeni yılını kutlar yeni yılın herkese başarı getirmesi temenni ederim..
Bırak Allahnı seversen (:
Arda'yı nasıl bilirdik?
Arda Turan; Son dönemde Türkiye sınırları içinde yetişen, daha doğrusu bu kadar kısıtlı bir alt yapı düzeninde “yetişebilen” en yetenekli futbolcudur.Ayrıca kendisinin türk futbol tarihindeki “en iyi genç futbolcu” olduğu konusunda da ısrarcıyım.Bu, şu demek: Türkiye'de Sergen Yalçın da dahil, genç yaşta bu kadar sorumluluk alan ya da formasını giydiği takımın kimyası gereği “bu kadar sorumluluk almak zorunda kalan” başka bir futbolcu yok.Unutmayalım ki; Galatasaray'da attı mı mangalda kül bırakmayan, kendisini Pirlo zanneden Ayhan Akman gibi “yıldızcıklar”, maçlarda oyunun sıkıştığı bölümlerde, hem de daha 19 yaşındayken sahada Arda'yı arıyorlardı. Ama (büyük bir ama...)
Arda'nın kimse tarafından bir kez daha anlatılmak zorunda olmayan yeteneğini taçlandırma durumundan uzaklaşıp, direksiyonu malum ve en taze “muhabbete” kıralım.
Tamam Türkiye'de protesto kültürünün olmadığını biliyoruz. (Murathan Mungan'ın “bu ülkede her şey olursunuz ama rezil olamazsınız” sözünden yola çıkarak, ülkede en rezil adamların bile şöyle taşşaklı bir protestoya maruz kalmadığına defalarca tanıklık ettik.) Zaten Arda da, mevcut Galatasaray kadrosunda Sabri Sarıoğlu ile birlikte en son ıslıklanacak adam olarak görülmektedir. ama bu, “Arda protesto edilmez” anlamına gelmez.Başta belirttiğimiz gibi Arda'nın yeteneklerini tartışmak, Kim Kardashian'a “kuru götlü” demekle eşdeğer ölçüde salaklıktır, körlüktür. Bunun yanısıra Arda'nın meşhur sinema kapatma hikayesinden ve Sinem Kobal ile ilişkisinden yola çıkarsak da; Türkiye'nin en popüler gencinin evde oturup 31 çekmesini beklemek de öküzlüktür.Yapmasa ayıp zaten.Ancak taraftarın kızdığı nokta; Arda'nın Selena ile takılması değil, bu ilişkiye başladıktan sonra Hades'e dönüşmesidir. Bu ilişkiye adım attığı günden beri zaten top oynamayan çocuk, bir de üstüne kim ne derse desin tüm sempatikliğini kaybetti. “ama milli maçın heyecanı başkadır be selocan” diye titreyen çocuk, antipatiklikte çok güzel hareketler bunlar'daki Eser ile yarışır hale geldi.Bunlar işin “dışarı” kısmı.
Geriye dönüp bir de saha içine bakalım....
Fenerbahçeli Selçuk Şahin'in bile 2 Galatasaray ve 1 Beşiktaş derbisini takımına kazandırdığı bir futbol ortamında, Arda'nın henüz bir Fenerbahçe zaferinin mimarı olmaması onun gayet de doğal olarak eleştirilmesini gerektirir bence.Belki de bu çok basit bir eleştiri ama bir Galatasaray taraftarı olarak Arda'dan “Fener'in anasını sik” temennisini hayata dönüştürmesini beklemenin yanında malum takımın başkanının Galatasaray kaptanına Ulan Arda diye hitap etmesine karşılık olarak Arda'nın o başkan'a karşılığında "ne sandın yarraam?" cevabı gelse Ardaa'nın Galatasaraylılığına katacağı katkı öyle böyle olmayacaktı.Neyse ki bizim Arda onu da demedi.
“gol sevincinde taraftara koşmayalım” diye trip yapıp, aynı şeyi kaybedilen derbi gecesi “pompacıda mesai yapan” jo'ya atabildi mi? Hayır..
Yakın zamanda ki abisini Emre Beleşoğlunu taklit edercesine Gençler maçında soyunma odasının önünde durup gelenlerin sırtını sıvazlaya sıvazlaya teselli etmesi kaptanlığın şanından hareketleri hiçte Ulan denilecek dereceye gelen bir kaptandan beklenmeyecek hareketlerdi ki zaten benim başımda kendisine Ulan'ı yakıştıracak kadar bir kaptan olsa o sıvazlamaları bana yapsa ne olur yapmasa ne olurdu.Ki saolsunlar benim yerime ordangeçen topçular yüzlerinden de anlaşacağı şekilde benim yerime demiştir.
Mesele Arda'nın sinema kapatması değil yada satılmış abilerini örnek alması değil birisinin ona Ulan demesi de değil asıl mesele ülkemizin bu gelişemeyen spor dünyasının yarattığı son ürün iken kişiliğini yeteneği kadar geliştiremediğinden, buna fırsat verilmediğinden dolayı son sürat cepten yemeye devam ediyor olması...
