Header

Arda'yı nasıl bilirdik?

Arda Turan; Son dönemde Türkiye sınırları içinde yetişen, daha doğrusu bu kadar kısıtlı bir alt yapı düzeninde “yetişebilen” en yetenekli futbolcudur.Ayrıca kendisinin türk futbol tarihindeki “en iyi genç futbolcu” olduğu konusunda da ısrarcıyım.Bu, şu demek: Türkiye'de Sergen Yalçın da dahil, genç yaşta bu kadar sorumluluk alan ya da formasını giydiği takımın kimyası gereği “bu kadar sorumluluk almak zorunda kalan” başka bir futbolcu yok.Unutmayalım ki; Galatasaray'da attı mı mangalda kül bırakmayan, kendisini Pirlo zanneden Ayhan Akman gibi “yıldızcıklar”, maçlarda oyunun sıkıştığı bölümlerde, hem de daha 19 yaşındayken sahada Arda'yı arıyorlardı. Ama  (büyük bir ama...)

Arda'nın kimse tarafından bir kez daha anlatılmak zorunda olmayan yeteneğini taçlandırma durumundan uzaklaşıp, direksiyonu malum ve en taze “muhabbete” kıralım.
Tamam Türkiye'de protesto kültürünün olmadığını biliyoruz. (Murathan Mungan'ın “bu ülkede her şey olursunuz ama rezil olamazsınız” sözünden yola çıkarak, ülkede en rezil adamların bile şöyle taşşaklı bir protestoya maruz kalmadığına defalarca tanıklık ettik.) Zaten Arda da, mevcut Galatasaray kadrosunda Sabri Sarıoğlu ile birlikte en son ıslıklanacak adam olarak görülmektedir. ama bu, “Arda protesto edilmez” anlamına gelmez.Başta belirttiğimiz gibi Arda'nın yeteneklerini tartışmak, Kim Kardashian'a “kuru götlü” demekle eşdeğer ölçüde salaklıktır, körlüktür. Bunun yanısıra Arda'nın meşhur sinema kapatma hikayesinden ve Sinem Kobal ile ilişkisinden yola çıkarsak da; Türkiye'nin en popüler gencinin evde oturup 31 çekmesini beklemek de öküzlüktür.Yapmasa ayıp zaten.Ancak taraftarın kızdığı nokta; Arda'nın Selena ile takılması değil, bu ilişkiye başladıktan sonra Hades'e dönüşmesidir. Bu ilişkiye adım attığı günden beri zaten top oynamayan çocuk, bir de üstüne kim ne derse desin tüm sempatikliğini kaybetti. “ama milli maçın heyecanı başkadır be selocan” diye titreyen çocuk, antipatiklikte çok güzel hareketler bunlar'daki Eser ile yarışır hale geldi.Bunlar işin “dışarı” kısmı.

Geriye dönüp bir de saha içine bakalım....

Fenerbahçeli Selçuk Şahin'in bile 2 Galatasaray ve 1 Beşiktaş derbisini takımına kazandırdığı bir futbol ortamında, Arda'nın henüz bir Fenerbahçe zaferinin mimarı olmaması onun gayet de doğal olarak eleştirilmesini gerektirir bence.Belki de bu çok basit bir eleştiri ama bir Galatasaray taraftarı olarak Arda'dan “Fener'in anasını sik” temennisini hayata dönüştürmesini beklemenin yanında malum takımın başkanının  Galatasaray kaptanına Ulan Arda diye hitap etmesine karşılık olarak Arda'nın o başkan'a karşılığında "ne sandın yarraam?" cevabı gelse Ardaa'nın Galatasaraylılığına katacağı katkı öyle böyle olmayacaktı.Neyse ki bizim Arda onu da demedi.

“gol sevincinde taraftara koşmayalım” diye trip yapıp, aynı şeyi kaybedilen derbi gecesi “pompacıda mesai yapan” jo'ya atabildi mi? Hayır..


Yakın zamanda ki abisini Emre Beleşoğlunu taklit edercesine Gençler maçında soyunma odasının önünde durup gelenlerin sırtını sıvazlaya sıvazlaya teselli etmesi kaptanlığın şanından hareketleri hiçte Ulan denilecek dereceye gelen bir kaptandan beklenmeyecek hareketlerdi ki zaten benim başımda kendisine Ulan'ı yakıştıracak kadar bir kaptan olsa o sıvazlamaları bana yapsa  ne olur yapmasa ne olurdu.Ki saolsunlar benim yerime ordangeçen topçular yüzlerinden de anlaşacağı şekilde benim yerime demiştir.

Mesele Arda'nın sinema kapatması değil yada satılmış abilerini örnek alması değil birisinin ona Ulan demesi de değil asıl mesele ülkemizin bu gelişemeyen spor dünyasının yarattığı son ürün iken kişiliğini yeteneği kadar geliştiremediğinden, buna fırsat verilmediğinden dolayı son sürat cepten yemeye devam ediyor olması...

0 yorum: