Beşiktaş Lisesi ve ardından İstanbul Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümü'nden mezun olan, New York Üniversitesi'nde "Hospitality, Tourism and Sports Management" eğitimi almış 1997 yılında katıldığı güzellik yarışmasında "Miss International" seçilerek Türkiye'yi Japonya'da temsil eden ve "Dostluk Güzeli" olan bu arkadaşımız;Dünyaca ünlü "The Best Eleven" isimli internet sitesi tarafından dünya çapındaki "en fıstık" 6 bayan spor spikeri arasında gösterilmiştir.Kanal D'de çocuk programları yapımcılığı ve program sunuculuğu yaptı. Dialog Spikerlik ve Sunuculuk Okulu'nu derece ile bitirdi. 2000 ile 2005 yılları arasında CNN Türk'te spor departmanında dış haber editörlüğü, muhabirlik ve spor spikerliği yaptı.Sonrasında Bir F1 GP sırasında tanıştığı Ferrari'nin üst düzey bir yöneticisiyle evlenip İtalya'ya giden sunucu, kısa bir evliliğin ardından Türkiye'ye ve ekranlara geri dönüşünü Ntvspor ile yapmıştır.Kendisi.Ekranların spor haberlerine güzellik katan,konuşması hoş alımlı olan bu bayan ayrıca Ntvspor'un 4 bayan spikerinden birisidir.Ümit Karan'la sevgili olduğu dönemlerde Galatasaray'lı olduğu söylemiş (inanmasamda*) ayrıldığı an itibariyle şimdi takım tutmadığını Fenerbahçe tribünlerinde maç izlemenin daha keyifli olduğunu itiraf etmiştir.(Anlamadığım bu hareketinden sonra verdiği tepkisini yanında sunuculuğunu yaptğı Spor Cafe adlı programda salya sümük ağlamasını da sahsım anlamamıştır.)Dün'ün dostluk kraliçesi bugünün spor spikeri Kamile Burcu Esmersoy konuk ettiği programında Ercan Saatci gibi bir spor üstadıyla (!) beraber eski bir Galatasaray'lı olarak Fener yalakaligi yapma hareketinde bulunmuştur.(Sebebini sonradan anladığım** bir harekettir).Son olarak benim için her geçen gün biraz daha antipatikleşen insan olmuştur. (*) : Günümüz spor dünyasının modası olan"profesyonellik"olayını iliklerine kadar yaşayan spikerin sözleri bir: " beni işimi çok seviyorum. dolayısıyla onun için herşeyden vazgeçerim. takımımdan yüz defa geçerim. takım tutmayınca o kadar iyi oluyor ki tamamen pozitif biri haline geliyorsunuz. futbol daha iyi gelmeye başlıyor ve her takım kazansın istiyorsunuz. fenerbahçe galatasaray maçı varsa, yenilen tarafa sevinmiyorsunuz. ama takım tuttuğunuzda bu böyle olmuyor." Roportajın da söylemiştir. Roportajında neden Galatasaray'lı olmadığını zat-ı-mın neden inanmadığı bellidir.Çünkü Galatasaray'ı önceden sevmiş-benimsemiş birinin bir gün "aha bıraktım takımımı" deyip sonrasında Saraçoğlu'nda "hangisi kazanırsa kazansın" diyebilme olasılığı yoktur.Bir başka deyişle Galatasaray'ı hiçbir zaman tutmamış.Bunun altında aldığı tepkilerden olacak ki kendisi gene"Taraftar'ı olduğum takımın Yüzüme, ifadelerime, mimiklerime çok yansıdığını kendim de farkettim ve artık işim gereği takım tutmağı bıraktım" demesi karakterinin yüzde yüz oturmadığını gösteriyor.Bir insan nasıl bir karaktere sahip olmalıdır ki, varsa hatalı ise yüz ifadesini düzelteceğine, tuttuğu takımı bırakmalı..! Fener de olabilirdi tuttuğu takım farketmez.Eeeh kocanız, ayrıldığını mahalle bakkalında bakkaldan(gazeteyi göstermiş bakkal, italyan kocasına)öğreniyorsa, normaldir tutuğunuz takımları derhal bırakmak.Hele ki yüz ifadelerini öne sürerek bırakmak.
(**): Ntvspor'da ki Fener baskısının spikerlerin baskıyla insanları bir gönül işi olan takım tutmaktan vazgeçirmeye kadar düştüğünü görmüş olmamdan sözüm ona Ercan Saatçi gibi birinin gazına gelerek yaptığı yalakalığı bir yana yüzündeki çarpık aptal gülümsemesinin kalıcı bir tik gibi olmayıp, kasıtlı saba tümer kahkahası gibi Galatasaray yanlısı olarak algılanması da Ntvspor'a bir utanç kapağı olurdu.(Fenerli olsaydı Hürriyet, Milliyet, Sabah'a manşet olurdu.İnsanlık dışı baskı diye..!) Bu arada söz konusu yüzlerde ki ifadelerse aynı kanal da Şeytan Rıdvan'ın suratındaki Galatasaray'ın yenilince Fenerbahçe'nin yenince saklayamadığı tebüssümler meşhurdur.

0 yorum:
Yorum Gönder