Header

Merhaba..!




Aziz Nesin'in bir sözü vardır " Türkiye de her üç Türkten dördü şairdir..."
Peki bu cümlenin matematiğe aykırılığı nedir ? Sorusunu sorup neden yazmağa karar verdiğimi bu soru üzerinden az da olsa anlatayım.Kanaatimce büyük üstad o cümleyi şiir yazanın gerçek hayatta isminin yanında şiirlerini de  takma isim kullanarak yazmasını düsünerekten yazmıştır.Üç satır kafiyeli yazanın kendine şair demesini kastetmiştir.

Aşagıda ki üçlüğü yazan kirli insanın : 

"derim kendime şair, üc satir yazdim diye
kasiyorum, dört değil, üc satır olsun kafiye
ama niye yapiyorum bunu ben, ne diye?"


Şiirin ne zaman-nasıl , hangi kosullar altinda-kim tarafindan, en az kaç daktilo vuruşuyla yazilmasi gerektigi bilmediğinden yazmıştır.Ayrıca kendisine istediği unvanı yakıştırmasının en azından henüz kanun onunde bir suç unsuru teşkil etmedigini biliyordur.Şiir'i iyi veya kötü olabilir karar organı zaman ve halk suzgeçinden geçirildikten sonra sıfat alacaktır.Onu örselemek kimsenin haddi değildir... Dedikten sonra zurnanın zırt dediği yere gelmiş bulunuyorum.Yazının içeriğinden şöyle  "Eyy vah böyle şiirler yazacak olan bir aymaz çıkacak" gibi bir intiba olabilir.Korkmayın buna benzer şiir yazmayacağım.Biraz relaksiyon,biraz kızgınlık,biraz "hadi bakalım neyseeee" yada "bu olaya kayıtsız deilim, kodummu oturturum bak sana" anlamına gelen , o an yaşanan dumur yüzünden, kelimeyi kullanan kişinin refleksleri sayesinde söylenmiş olma ihtimali yuksek olan, söylediğinin çok zevkli ol-ma-masada takınti haline getireceğim ,şişme bebeğin yüz ifadesini andıran ":o" ibaresi yüzünden çok kötü anlamlar ihtiva etmesi muhtemel uzak durulması gereken , günlük hayatınızda her şey normal seyriyle ilerlerken karşıma ansızın çıkan 'system overload'luk olaylara
Örn.:"-  Selim : ... abi bi hatunla tanıştım dün gece, bütün gece süperdi..! adı da Cercüme.
Ahmet : Cercüme ?

Selim : Sevgilim ..." deyip o anda Ahmet'in verebilecek tepkileri neyse öyle tepkileri burda yazmağa çalışan,
bir insan modeli çizmeğe çalışırsak eğer ; bir parca huzur için otobüsü bir uçtan bir uca katetmeyi göze alabilecek kadar cefakar, yalnızlıktan hoşlanan otobüse arkadan tır girmesi durumunda en cok zararı görecek olan ve aynı otobüste henüz umursayacak çok şeyi olan genç biri olmasi muhtemel olan, umursadiklarını; o arka köşede oturup, koltuğa gömülerek duşünmekten hoşlanan, o köşe onun için otobüsten inene kadar kendi yalnızlığı özeli ve dokunulmaz olan ve gene aynı otubüste en heryere hakim noktayı seçmesinden mi nedir tarzında otobüste arka sırayı seven bir model diyebiliriz.
Özetlemem gerekirse ordan da burdan da şurdan ve en önemlisi  futboldan geldiğim futbolu sevip ağırlıklı olarak futbol aşkımın ön planda olan bir şeyler yazmağa çalışacağım.
Haydi hayırlısı...








0 yorum: